Daha Güçlü Bağışıklık Sistemi İçin

Sağlıklı yemek seçimleri ve dengeli beslenmek, bağışıklık sisteminiz için yapabileceğiniz en iyi yatırımdır.

Sağlıklı Pişirme İçin Püf Noktalar

Yemek yaparken kullandığınız malzemeler kadar pişirme biçiminiz de besinlerden alacağınız faydaya ve lezzete etki eder.

Şekerin Gizli İsimleri

Enerji değeri olmasına rağmen, şekerin besleyici bir özelliği yoktur.

Diyet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Diyet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Yulaf ve Faydaları

Yulaf ve Faydaları

Son zamanların en popüler besinlerden biri de yulaf… Kahvaltıda süt veya yoğurdun içinde hatta tatlılarda bile kullanılıyor. Çok eski beslenme alışkanlıklarımız arasında olmasa da ben tüketilmesini önemsiyorum ve son yıllarda daha çok kullanılmaya başlandığını ve sevildiğini düşünüyorum. 

En değerli tahıllardan biri 

Yulaf, diğer tahıllara göre daha yüksek oranda çözünür posa içerir. Ayrıca demir, manganez, çinko ve E vitamini, tiamin, niasin, riboflavin, folat ve diğer B grubu vitaminler açısından zengindir. Yulaf aynı zamanda iyi bir selenyum kaynağıdır. Aynı zamanda Selenyum, vücut için önemli bir antioksidandır, astım ve kalp hastalıklarına karşı koruyucudur, DNA tamiri ve özellikle kolon kanseri olmak üzere kanser riskini azaltır. Magnezyum, vücudun glukoz ve insülin salınımında görev alan 300’den fazla enzimin salınımı için gerekli bir mineraldir ve yulaf magnezyum için de önemli bir kaynaktır. 

Çözünebilen Lifler İçerir 

Yulafın kendi yapısında betaglukan isimli, suda çözünebilen bir lif bulunur. Betaglukan kolesterolün ve kan şekerinin dengelenmesine yardımcı olur. Betaglukan midenizde çözünür ve jel oluşumu meydana gelir. Bu jel yapı, midede ve ince bağırsakta safra asidini bağlayıp dışkı yolu ile dışarı atılmasını sağlar. Bunun sonucunda karaciğer, yeniden safra asidi üretmek için kandaki kolesterolü kullanır ve böylece LDL (kötü kolesterol) ve toplam kolesterol seviyesinde düşme sağlanır. 

Güne kan şekeri dengeleyici özelliği olan yulaf gibi bir besinle başlamak gün boyunca kan şekeri kontrolünün sağlanmasına yardım eder. Tip 2 diyabetli bireylerde yulaftan zengin bir beslenmenin kan şekerini daha iyi dengelediği gözlenmiştir. Yulaf içindeki çözünür lifler barsak ve sindirim sistemine de yardımcıdır. Uzun süreli tokluk hissi yaratarak kilo kontrolünü de desteklemektedir. 

KAHVALTI İÇİN TOK TUTAN OMLET 

1 tam yumurta
2 yumurta beyazı
1 yemek kaşığı yulaf kepeği/ ezmesi
½ demet maydanoz
2 yemek kaşığı lor
Az tuz pul biber

Hepsini çırparak 1 tatlı kaşığı yağ ilave edilmiş tavada iki taraflı pişirin.

Sosyal Medya Şişmanlatıyor Mu?

Sosyal Medya Şişmanlatıyor Mu?

Sosyal medya, hemen hemen hepimizin hayatının bir parçası haline geldi. Muhtemelen sizde bu satırları telefonunuzdan veya bilgisayarınızdan okuyorsunuz.

Instagram, Facebook, YouTube, Twitter… Her gün yüzlerce içerik, paylaşım, hikaye… Resimler koyuyor, beğeniyor bazen çok gülüyor bazense üzülüyoruz.  İşte bütün bunlar artık sosyal medyanın hayatımızın vazgeçilmez bir parçası haline geldiğini kanıtlıyor.

Arkadaşlık ilişkilerimizi, gideceğimiz yerleri, yiyeceğimiz yemekleri birçok şeyi etkiliyor. Peki sizce beslenme alışkanlıklarını etkiliyor mu?

Cevap: EVET

Eğer siz de yediklerinin resmini çekmeden yemeğe başlayamayanlardansanız zaten bu soruya çoktan cevap vermiş olmalısınız. İnsan psikolojisi üzerinde yapılan bazı araştırmalara göre yemek yerken masanın üzerinde duran cep telefonları, duygusal strese sebep oluyor ve beyne gönderilen stres sinyalleri, tat alma duygusunda bozulmaya yol açıyor.

Ayrıca Instagram’da takip ettiğiniz hesaplara göre de alışkanlıklarımız değişebiliyor. Çünkü paylaşımlar iştahı etkileyebiliyor. Özellikle tatlı paylaşımları iştahı açabiliyor ve psikolojik açlığa sebep olabiliyor. Sıcak çikolatayla eriyen bir çikolata topunun içinden çıkan dondurmayı eminim hepimiz görmüşüzdür ve tok bile olsak “Keşke orada olsam!” cümlesini içimizden geçirmişsinizdir. Hatta araştırmalara göre sosyal medya kullanımı, yeme bozukluklarında da etkili olabiliyor. Özellikle ergenlik çağındakilere güzellik ve zayıflık özdeşleştirilmesiyle ilgili baskı oluşturması, bu durumun ciddiyetini gösteriyor. Ama bunun tam tersi olarak sosyal medyada egzersiz/fitness gibi özendirici hesapları takip etmek de motivasyonu artırabiliyor.

Sosyal medya özellikle de gençleri daha çok etkiliyor. Kaliforniya Üniversitesi’nin yaptığı çalışmada; gençlerin sosyal medya üzerinden resimlerinin beğenilmesi, onlara çikolata yemiş ya da para kazanmış gibi haz veriyor. Bu da aslında yine beynin ödül merkezinin uyarılmasıyla gerçekleşiyor.

Neler Yapabiliriz?

  • Takip ettiğiniz hesapları gözden geçirin ve sizi olumsuz etkilediğini düşündüklerinizi takibi bırakın.
  • Sizi motive edecek, örneğin su içmeyi veya hareket etmeyi teşvik eden mobil uygulamaları indirin.
  • Yemek yerken telefonunuzdan uzaklaşın ve yemek yediğinizi hissedin. 
  • Dijital aygıtları ve onlardan gelen bildirimleri unutmaya çalışın. Yemek yemek her ne kadar hayati bir ihtiyaç da olsa insanoğlunun en çok keyif aldığı aktivitelerden biri.
  • Doyduğunuzu hissedince yemeyi bırakın, masada sadece sohbetten keyif almaya çalışın.

İdeal Diyetin 10 Yolu

İdeal Diyetin 10 Yolu

Kişiye özel hazırlanan diyet programları yalnızca kilo vermeye değil, kişinin genel yaşam kalitesini yükseltmeye ve gelecek günlerini garanti altına almaya da yardımcı olur.

Birçok diyet başladıktan 1-2 gün sonra bitiyor. Halbuki, kişinin yaşam stili, sağlık durumu ve beslenme alışkanlıklarına uygun bir diyet programı kalıcı olarak kilo vermenizi sağlar. Bunu bir yaşam tarzı haline getirmek de sağlıklı bir yaşamın önündeki tüm engelleri ortadan kaldırır.

1. Sağlık Muayenesi

Kişinin kalori ihtiyacı cinsiyet, yaş, boy ve ağırlık gibi faktörlere göre değişir. Bu nedenle, diyetin kişiye özel olması gerekir. Kişinin genel sağlık durumu ise kan tahlilleri ve muayene ile belirlenir. Ek olarak, beslenme alışkanlıkları da göz önünde bulundurularak kişiye özel bir diyet programı belirlenir.

2. Hedefler

Başlangıç olarak hedeflerinizi makul belirlemeli ve ona göre hareket etmelisiniz. Ayrıca zayıf olmak, sağlıklı olmak anlamına gelmez. Diyete başlamadan önce mutlaka bir uzmana danışmalı ve ideal kilonuzun ne olması gerektiğini öğrenmelisiniz.

3. Dengeli Beslenme

Kısa bir süre içerisinde onlarca kilo vermeye çalışmak hastalık riskini artırır ve metabolik rahatsızlıklar genelde yanlış beslenme alışkanlıklarından ortaya çıkar. Bu nedenle, sağlıklı bir beslenme için besinleri gruplara, miktarına ve kalitesine göre sınıflayarak yemek gerekir. Bir tabağın dörtte birlik kısmında hayvansal kaynaklı proteinler (et, balık vb.), dörtte birinde karbonhidratlı besinler (ekmek, tahıl, bulgur vb.), dörtte birinde sebze ve meyveler, dörtte birinde ise süt ve süt ürünleri olması önerilir.

4. Besin Seçimi

Beslenmenizde işlem geçirmemiş yiyecekleri ön plana çıkarmak ideal bir beslenmenin ilk önceliğiniz olmalıdır. İşlem geçirmemiş yiyeceklerin başını da ağırlıklı tam tahıllı besinler çeker. Ekmek tüketmemek değil, doğru biçimde ve doğru miktarda tüketmek önemlidir. Sağlık açısından en ideal ekmek çeşitleri, tam buğday ve tam çavdar ekmekleridir. Karbonhidrat ağırlıklı besinlerde, örneğin, makarna ve erişte seçerken durum buğdayından yapılmış olanları tüketmeniz sağlığınız açısından değerli olacaktır.

5. Ara Öğünler

Öğünler arası süre uzadıkça yağ birikimi artar. Kan yağları (kolesterol, lipit) düzeyi ile kalp hastalıkları ve diyabet riski de yağ birikimine paralel olarak artış gösterir. Bu nedenle, günde en az üç öğün beslenmek ve ana öğünlere ek olarak ara öğünler de yapmak gerekir. Ara öğünler metabolizmayı hızlandırdığı gibi tokluk hissini de destekler.

6. Yağ Tüketimi

Genel kanının aksine, yağı tamamen hayatımızdan çıkarmamak gerekir. Çünkü sağlık açısından çok önemli olan vitaminlerin taşınmasını ve hormonların dengeye girmesini sağlarlar. Zeytinyağı, içeriğindeki zengin yağ asitleri sayesinde temel besin kaynağı olarak önem taşır. Ceviz, fındık ve badem gibi yağlı tohumlar da iyi birer yağ kaynağı olarak ön plana çıkmaktadır. Yağlı besinlerin güçlü bir protein kaynağı olduğunu da atlamamak gerekir. Eğer ağır geliyorsa, zeytinyağı ve ayçiçeği yağı ikiye bir oranında karıştırılarak da kullanılabilir.

7. Şeker ve Tuz

%100 karbonhidrat olan şekerin herhangi bir besin değeri yok. Yiyeceğe dışarıdan şeker eklemek ise alınacak kaloriyi artırmak ve devamında sağlığınıza ekstra zarar vermek anlamına gelir. Aynı şekilde, tuza da şeker kadar dikkat etmek gerekir. Aşırı tuz tüketimi hipertansiyon gibi sağlık problemleri ile ilişkili oluyor.

8. Metabolizma

Su tüketimi canlı ve sağlıklı bir metabolizma için hayati bir öneme sahiptir. Ne yazık ki bizler toplum olarak yeteri kadar su tüketmiyoruz, bu sebeple su tüketimimizi artırmamız gerekiyor. Artı olarak, doğru kilo vermek isteyen herkesin, doğru uyuması gerekir. Yedi saatin altında ve sekiz saatin üstünde uyumak metabolizmanın dengesini bozar.

9. Sakin Yemek

Yapılan araştırmalar gösteriyor ki televizyon karşısında yiyecek tüketimi artıyor. Aynısı yüksek sesli müzikler için de söylenebilir. Bu sebeple, sakin bir ortamda ve başka bir işle uğraşmadan yemek gerek mide sağlığı gerek de sindiriminiz için oldukça önemli bir husus. Doyma sinyalinin mideye gitmesi 20 dakika sürer. Bu yüzden, yemek sırasında lokmalardan sonra çatal ve bıçağı masaya bırakmalı ve çiğnemeye fırsat vermelisiniz.

10. Motivasyon

Hayat iniş ve çıkışlarla dolu, bunu hepimizi biliyoruz. Bu sebeple, bir işte başarılı olmak için daima kararlı olmalı ve kararlarınızdan vazgeçmemeniz gerekir. Arada istisnalar tabii ki olacaktır fakat diyete kaldığınız yerden devam etmeli, kendinize ve başaracağınıza inanmalısınız.