Daha Güçlü Bağışıklık Sistemi İçin

Sağlıklı yemek seçimleri ve dengeli beslenmek, bağışıklık sisteminiz için yapabileceğiniz en iyi yatırımdır.

Sağlıklı Pişirme İçin Püf Noktalar

Yemek yaparken kullandığınız malzemeler kadar pişirme biçiminiz de besinlerden alacağınız faydaya ve lezzete etki eder.

Şekerin Gizli İsimleri

Enerji değeri olmasına rağmen, şekerin besleyici bir özelliği yoktur.

Ferritin Nedir?

Ferritin eksikliği vücutta demir mineralinin depolanmasını sağlayan ferritin proteininin eksikliğidir. Demir eksikliği olduğunda görülür.

Ferritin Nedir?

Ferritin, demir mineralinin depolanmasını sağlayan ve demirin gerektiğinde vücuda salınımını yapan bir proteindir. Vücutta demir eksikliğinin olup olmadığına ferritin değerlerine bakılarak karar verilir. Ferritin eksikliği görülüyorsa demir eksikliği vardır demektir. Demir eksikliği de halk dilinde kansızlık olarak bilinir. Bazı nedenlerden dolayı ferritinin düzeyi azalır ya da artabilir. Kan testleriyle bunu anlamak mümkündür.

Ferritin Eksikliği Nedenleri Nelerdir?

  • Aşırı adet kanaması
  • Demir eksikliği
  • Aşırı sigara kullanımı
  • Kan kaybı
  • Kronik hastalıklar
  • Demir minerali içeren besinlerin tüketilmemesi
  • Demir emiliminde ya da depolanmasında oluşan bozukluklar
  • Yetersiz beslenme
  • Sindirim sistemi hastalıkları
  • Çölyak hastalığı
  • Alkol kullanımı
  • Aşırı çay ve kahve tüketimi
  • C vitamini eksikliği

Ferritin Eksikliği Belirtileri Nelerdir?

  • Düşük enerji
  • Saç dökülmesi
  • Baş dönmesi
  • Kronik baş ağrıları
  • Bacak ağrıları
  • Anksiyete ve depresyon gibi psikiyatrik sorunlar
  • Kulak çınlaması
  • Cilt rengindeki solma
  • Nedeni bilinmeyen zayıflık
  • Çabuk yorulma
  • Agresiflik hali
  • Tırnaklarda hassasiyet ve kırılma
  • Nedeni bilinmeyen yorgunluk
  • Nefes darlığı
  • Cilt kuruluğu

Ferritin eksikliğinin belirtilerindendir. Bu belirtiler gözlemlendiğinde bir uzmana danışılmalıdır.

Ferritin Eksikliği Tedavisi Nasıldır?

Kan testi sonucunda ferritin değerlerinin altında olduğu tespit edildiğinde ferritin eksikliği tanısı konulur. Belirtiler can sıkıcı olabilir ve normal değerlerine gelmesi için tedavi uygulanabilir. Demir hapları, kan yapıcı şuruplar ve vitamin takviyeleriyle ferritin eksikliği giderilebilir. Bazen sadece vitamin almak yeterli olmaz bu durumda da hastanın beslenmesine de dikkat etmesi kan yapıcı besinler, demir minerali içeren gıdalar tüketmesi önerilir. Hastanın eğer kan kaybetmesine neden olan bir hastalığı ya da kanaması varsa bunlarında tedavisiyle ferritin değerlerinin normal seviyesine gelmesi beklenir. Ferritin eksikliği çok ilerlediği zaman ise hastaya kan nakli yapılması düşünülebilir.

Ferritin Eksikliğinin Giderilmesi ve Önlenmesi İçin Ne Yapılmalıdır?

  • Demir yapıcı besinler tüketilmeli, özellikle kırmızı et tüketimi artırılmalıdır.
  • Yemeklerin hemen ardından çay, kahve tüketilmemelidir. Yemeklerden en az iki saat sonra tüketilmesinde sakınca yoktur.
  • Ağır ve doktor kontrolü olmadan diyet uygulanmamalıdır.
  • Vegan veya vejetaryen beslenme şekli uygulanıyorsa besin takviyeleri mutlaka alınmalıdır.
  • C vitamini içeren besinler tüketilmelidir.
  • Aşırı adet kanaması tedavi edilmelidir.
  • Sigara ve alkol kullanılmamalıdır.

B12 Vitamini Nedir? Eksikliğinde Neler Olur?

B12 Eksikliği Belirtileri?

B12 eksikliği belirtileri, B12 vitamininin vücutta olması gereken değerden az olduğu durumların sonucu olarak ortaya çıkan belirtilerdir.

Beden ve sinir sisteminin sağlığı için oldukça önem taşıyan B12 vitamini eksik olduğu zaman birçok problem oluşturabilmektedir. B12 vitamininin eksikliğinin kimi zaman hastalıkların belirtisi olabildiği de bilinmelidir.

B12 Vitamini Nedir?

B12 diğer adıyla kobalamin olarak bilinen vitamindir. Vücudun kırmızı kan hücrelerinin (alyuvar) üretilmesinde büyük önem taşıyan bir vitamindir. Vücudun bütün olarak sağlığının korunmasında oldukça önemlidir. Ancak B12 vitamini yalnızca dışarıdan besinler yoluyla alınabilmektedir. Vücudun kendisinin üretebildiği bir vitamin değildir. Bu yüzden bireylerin beslenmelerine çok dikkat etmeleri, sağlıklı dengeli ve düzenli beslenmeye özen göstermeleri gerekmektedir. Yeteri kadar alınamadığında B12 eksikliği belirtileri gözlemlenir.

B12 Eksikliği Belirtileri Nelerdir?

  • Unutkanlık başlıca B12 eksikliği belirtilerindendir
  • İkinci olarak saç dökülmesi durumunda bireylerin aklına ilk olarak B12 eksikliği gelmektedir. 
  • Yorgunluk
  • Halsizlik
  • Güçsüzlük
  • Ruh halindeki bozukluklar özellikle depresyon ve aşırı sinirlilik hali
  • Dikkat eksikliği, odaklanmakta güçlük
  • Üşüme
  • Kalp çarpıntısı
  • Uzuvlarda uyuşmalar
  • Pürüzsüz dil (dil üzerindeki noktacıkların yok olmaya başlaması)
  • Ağız yaraları (aftlar)
  • Cilt kuruluğu ve cansız bir cilt
  • Kilo kayıpları

B12 Eksikliği Nedenleri Nelerdir?

  • Vegan veya vejeteryan diyet uygulanması
  • B12 vitamini yönünden zengin besinlerin tüketilmemesi
  • Yeme bozuklukları (anoreksiya nevroza, blumia nevroza)
  • Yanlış diyetlerin sürekli uygulanması
  • Kullanılan bazı ilaçlar
  • İlerleyen yaş
  • Mide küçültme ameliyatları
  • Besin alerjilerinden dolayı B12 açısından zengin besinlerin tüketilememesi
  • Mide ve bağırsak problemleri, hastalıkları
  • Hamilelik

B12 Eksikliği Belirtileri Tedavisi Nasıldır?

B12 eksikliği belirtilerini gözlemleyen birey uzmana başvurduğunda uzman tarafından istenen kan testleriyle B12 eksikliği tanısı konulması mümkündür. Kan testi sonucunda B12 vitamin oranı referans değerlerinin altında olmasıyla B12 eksikliği olduğu gözlemlenir. B12 eksikliği belirtilerinin nedenleri araştırılmalı ve bu doğrultuda bir tedavi uygulanmalıdır. B12 vitamini içeren besinlerin tüketimiyle B12 eksikliği giderilemiyorsa B12 vitamin ilaçları ya da B12 vitamin iğneleri uzman tarafından önerilmektedir. Belirlenen dozda alındığında B12 vitamini normal değerlerine gelebilmektedir. Ve bu sayede B12 eksikliği belirtileri tedavi edilmiş olur.

Beyni Genç Tutmanın 4 Ana Yolu

 

Beyne sağlıklı ve iyi oksijen götürmek

Açık havaya ihtiyacımız var ve açık havaya çıkarak günde iki kez 10’ar defa derin nefes alma egzersizi yapmanızı istiyorum. Bunu şöyle yapacağız. Burnumuzdan dörde kadar sayarak havayı çekeceğiz ve ağzımızdan dörde kadar sayarak da dışarı vereceğiz.   Derin bir nefes vererek 10 kere tekrarlayacağız Günde ikişer step yani bir sabah bir akşam bunu açık havaya çıkarak yapabilirsiniz.

İkinci yol ise oksijen almanın iyi bir spor egzersizi

Aerobik egzersiz tercihimiz.

Açık havada hızlı tempolu yürüyüşler derin nefes egzersizi ile birlikte birleştiğinde beyniniz için inanılmaz bir ilaç haline geliyor.  “Ben yürüyüşü seviyorum” diyorsanız bisiklet sürmek de aynı etkiyi sağlayabiliyor. Beyninizi gençleştirmek hafızanızı güçlendirmek için bir diğer egzersizimiz masa tenisi. Masa tenisi yapmak beyin hafızası için inanılmaz bir tedavi şekli. Neden mi? Çünkü masa tenisi sırasında her bir topun geldiğinde hangi hareketi yapacağınız refleksleriniz bir sonraki etabı düşünmek için muhakemeniz birçok beynin hemen her yeri hakikaten o sırada çalıştırılıyor ve kullanılıyor. Masa tenisi vazgeçilmeniz olmalı. Masa tenisi oynamayı çok fazla sevmiyorsanız bunun yanında normal tenis de oynayabilirsiniz.

Beynimizi genç ve zinde tutmanın üçüncü yolu ise doğru beslenmek

Doğru beslenmek derken mümkün olduğunca organik gıdalarla beslenmenizi istiyoruz. Marketlere gidip raflardaki işlenmiş paketlenmiş gıdalardan uzak durmanız gerekiyor. Yine su içmek… Bakın beynin yüzde yetmişi sudan oluştuğunu her zaman söylüyorum ve su içmenin çok önemini vurguluyorum. Ve ne kadar su içelim? Eğer 60 kiloysanız kilo başı 30 ile çarpacaksınız ve 1800 miligram yani bir buçukla 2 litre arasında su içmeniz gerekiyor. Kilo başı 30 mililitre su içeceksiniz. Suyu da sabah içtim öğlene kadar bitirdim değil gün boyunca tüketmeniz lazım. Tercihen sabahları daha yüksek miktarda, akşam yatmaya yakın bir saatte 21:00’dan sonrasında daha düşük miktarda tüketmenizi öneriyoruz. Çünkü gece yatmaya yakın su içerseniz çok fazla gece sizi tuvalete kaldıracak. Tuvalete kalmanızı mümkün olduğunca istemiyoruz. O yüzden gün içinde su tüketiminizi fazla tutun akşamı biraz daha azaltabilirsiniz.

Kafein tüketimi

Çok fazla kahve nescafe ve çay tüketiyoruz. Günde 300 miligram kadar bunun sağlıklı olduğunu söyleyebilirim beyin için ama 300 miligram dan sonrası beyni zararlı bir şekilde fazla çalıştırıyor, aşırı çalıştırıyor ve beyne iyilik yerine tersine zarar veriyor. 300 miligram ne demek? 1 bardak Türk kahvesi yaklaşık 100-150 miligram kafein içeriyor. 1 bardak çay 50 miligram,  1 bardak nescafe ise 100 miligram kafein içeriyor. Demek ki günde altı bardak çay hakkınız veya iki bardak Türk kahvesi hakkınız veya 3 bardakta nescafe hakkınız var.

Beyni zinde ve genç tutmanın bir diğer yolu beyni dinlendirmek

Zaman zaman sakinleştirerek beyni resetlemeli sıfırlamalısınız. Bunu nasıl yapacaksınız? Bir kere kaliteli uyumanız lazım. Gece 11'le 7 arasında (sabah 7 arasında) uykuda olmanızı istiyorum. Vücudu gençleştiren beyni gençleştiren ve hastalıklardan koruyan bütün maddeler ve hormonlar uykuda salınır genellikle ve bu salınım saati de gece 11 ile saban 4 arasıdır.  Demek ki bu saatte uykuda kalmak sağlığımız için olmazsa olmazımız. Uykumuzun kalitesi önemli. Gece tuvalete kalkmadığınız bir uyku kalitesi lazım yani gece tuvalete kalkıyorsanız bu sağlıksızlık belirtisidir. En ufak sese uyanıyorsanız bu sağlıksızlık belirtisidir. Her gece defalarca rüya görüyorsunuz ve bu rüyalarınızı hatırlıyorsanız bu da bir sağlıksızlık belirtisidir. Kaliteli uyku çok önemli.

Beyni resetlemenin yollarından bir diğeri de meditasyon yapmak, dua etmek yoga yapmak gibi sakinleştirici ve gevşetici birtakım egzersizlere başvurmaktır Bu sizin stres yönetiminizi sağlayarak stres hormonu kortizolün artmasını engeller. Stres hormonu kontrolde olduğunda beynimiz inanılmaz aktif bir şekilde çalışacaktır.  

Beyni Zinde tutmanın ve hafızayı güçlendirmenin dördüncü ve son yolu ise onu sürekli şaşırtmak

Nasılsa şaşıracağınız mesela yeni bir dil öğrenmeye çalışın ya da yeni bir dans kursuna yazılın. Daha çok hareketli danslar. Tango gibi böyle hareketli yeni hareketleri öğreneceğiniz dansları tercih etmenizi öneriyorum. Bir diğeri işe giderken yada alışverişe giderken her gün kullandığınız yolu değiştirin ve farklı bir yol deneyin. Beyninizi şaşırtın ya da kitap okuyun. Sürekli olarak kitap okumak beyinde hafıza bölgesinin müthiş derecede maksimize eder ve çok aktif bir şekilde çalıştırırım. Puzzle, bulmaca çözün. Arkadaşlarınıza sosyalleşin. Beyni aktif tutmanın en iyi yollarından biri de yüksek kahkaha atarak gülmektir. Arkadaşlarınıza sosyalleşmek sevdiklerinizle bir arada olmak hafıza bölgenizi güçlendiren en güçlü silahtır.

 

İltihaplanma Nedir?


Vücut dışarıdan aldığı zararlı maddeler karşısında yediğiniz yanlış besinler hani ‘çöp besinler’ deriz ya yanlış ve vücut için zararlı besinler, işlenmiş gıdalar, alerjen içeren gıdalarla birlikte zehirleniyor. Ya da

hepsini bir tarafa bırakın evinizde oturduğunuzda temizlik yapmazsanız her tarafı toz kaplar. İşte yemeklerden aldığınız yada dışarıdan aldığınız soluduğunuz havada bile bir sürü toz var. Vücuda her gün farklı farklı zararlı maddeler giriyor Eğer vücut bu zararlı maddeleri atma kapasitesini çok iyi yapamazsa o zaman da uzun vadede dokulara zarar vermeye ve dokulara savaş açmaya başlıyor kendi hücrelerimiz. Buna da biz ‘iltihaplanma’ yani inflamasyon diyoruz.

Aslında bütün hastalıkların özünde iltihaplanma var. Tansiyonunuz varsa iltihaplanmanız var demektir. Şeker hastalığınız varsa iltihaplanmanız var demektir. Alzheimer, migren bile iltihaplanmadan geçiyor ya da bir kalp krizi geçirmeniz, obeziteniz, göbek etrafınızdaki şişmeniz yani genişlemeniz karın şişkinliğiniz, kilo almanız bile aslında zeminde bir iltihaplanmanın olduğunu bize gösteriyor. Şimdi demek ki aslında bizim sağlıklı beslenme dediğimizde iltihaplanmaya karşı bir beslenme düzeni oluşturmamız gerekiyor. 

  

VÜCUDUNUZDA İLTİHAPLANMA OLDUĞUNU NASIL ANLAYABİLİRSİNİZ?

Size özellikle acaba benim vücudumda iltihaplanma var mı sorusunu kendinize sorabileceğiniz ipuçları vermek istiyorum. Bunun için 14 tane sorumuz var. O 14 tane soruyu kendinize sorun. Eğer bu sorulardan 5 tanesinden fazlasına ‘evet’ yanıtı veriyorsanız sizin vücudunuza iltihaplanma var demektir.

Sinir sistemini çok tutar iltihaplanma. 

Sinir sistemi ile ilgili;

  • Unutkanlık probleminiz var mı?
  • Konsantre olmakta odaklanmakta sorun çekiyor musunuz? 
  • Sebepsiz açıklayamadığınız bir şekilde depresyon yada anksiyete yakınmalarınız var mı?

İkinci en sık iltihaplanma olan yer

Sindirim Sitemi 

En sık burada görüyoruz.  Genelde çoğu hastaya iltihaplanma için sorulan ilk soru sindirim sitemi soruları oluyor.

  • Yemeklerden sonra hazımsızlık, geğirme, gaz, şişkinlik gibi şikayetler yaşıyor musunuz?
  • Kabızlık, ishal ataklardan sık sık şikayet ediyor musunuz?

Detoks Sistemi

Ne demek detoks sistemi? Karaciğer, böbrek ve lenf bezi yani vücuttaki toksinleri atan bölgeler bunlar. Nasıl sorgulayacağız?

  • Karın çevreniz kalça çevrenizden geniş mi?

Eğer sizin karın çevreniz bir metreyi alın karın çevrenizi ölçün sonra kalça çevrenizi ölçün. Eğer sizin karın çevreniz kalça çevresinden daha genişse siz muhtemelen toksinlerle içiçe yaşıyorsun ve detoks sistemimiz bunu atamıyor demektir.

  • Kilonuz gün içinde değişiyor mu?

İkinci soruya ben sabah kalkıyorum 60 kiloyum akşama kadar akşam ölçtüğümde bakıyorum 63 kilo olmuşum yani gün içinde sabah akşam arasında kilo farkınız oluyorsa bu gene ödemenizin olduğu toksin sisteminizin iyi çalışmadığını gösterir.

  • Pankreas ve Karaciğer Sistemi
  • İnsülin direnciniz var mı? 
  • Sık sık açlık atakları yaşıyor musunuz? 
  • Sık sık yeme ihtiyacı duyuyor musunuz?
  • Aç olmasanız bile karbonhidrat ve şeker tüketme ihtiyacı duyuyor musunuz?
  • Sık sık tatlı yeme ihtiyacı duyuyor musunuz?

Bir diğer bölge ön planda şeker dengesini sağlayan pankreas ve karaciğer bölgesi. İnsülin direnciniz olabilir. İnsülin direnci neden olur? Çok fazla karbonhidrat tüketiyorsanız vücudun bunu enerjiye çevirmek için kullandığı insülin maddesi artık bir süre sonra yorulur ve duyarsızlaşır. O da sizde insülin direncine yol açar sık sık açlık atakları sık sık tatlı yeme ihtiyacı aç olmasanız bile bir şekilde karbonhidrat şeker içeren besinleri tüketme ihtiyacınız olabilir.

İltihabi reaksiyonun olduğu bir diğer şey;

Endokrin Sistem

Endokrin sistem yani hormonlarımızı kontrol eden sistem. Hormonlarınızı kontrol eden sistemde problem varsa da yaşayacağımız sorunlar

  • Canınız çok tuzlu atıştırmalık çekiyor mu?

Çok tuzlu atıştırmalık canınızın çekmesi. Tatlı yerine tuzlu atıştırmalıkları çok İsterseniz. Bu da hormon sistemimizin aslında toksin yüklü olduğunu bize düşündürür.

  • Cinsel isteğinizde azalma mevcut mu?

Cinsel isteğinizde çok ciddi azalma vardır. Kendimizi mümkün olduğunca hormonal dengesizlikler vücudunuz hep ödem içindedir bir türlü ödeminizi atamazsınız. İşte bu da yine hormonal sistemin toksinlerle yüklü olduğunu zararlı maddelerle yüklü olduğunu iltihaplanmanın başladığını gösteren problem. 

Kas ve İskelet Sistemi

  • Tüm vücudunuzda ağrı hissediyor musunuz?

Kas ve iskelet sisteminiz tutulmuş olabilir. Bütün vücudunun ağrıyabilir. Siz bunu fibromiyalji olarak kendinizde yaşıyor olabilirsiniz yada bağışıklık sisteminiz tutulmuşsa zaten artık yavaş yavaş hastalıklara doğru gidiyorsunuz demektir.

 Dünyada da şu anda kronik hastalıklar inanmaz artmış durumda. Yüzde 40 toplumda Kronik bir hastalık var tansiyon gibi şeker gibi kolesterol yüksekliği gibi Alzheimer gibi multipl skleroz gibi farklı farklı hastalıklarımız var. İşte bunların en büyük zemindeki sebebi inflamasyon. Bizi mutlaka inflamasyona karşı bir önlem almamız gerekiyor. Bunun da başında doğru beslenme geliyor.

 

 

Romatizmal Hastalığı Olan Kişiler Nasıl Beslenmeli?

Romatizmal Hastalığı Olan Kişiler Nasıl Beslenmeli?

Beslenme ve sağlık üzerine yapılan araştırmalar çoğu insanın sebze, meyve, kepekli tahıllar ve baklagiller de dahil olmak üzere bitkilerden elde edilen çeşitli bitki bazlı gıdalardan zengin bir diyet yiyerek sağlıklarını koruyup, geliştirebileceklerini göstermektedir. Yiyecekler var olan hastalıkları tek başlarına tamamen iyileştiremezler veya halihazırda meydana gelen hasarı tersine çevirmez, ancak aktif iltihaplanmayı azaltabilir, semptomlarınızı iyileştirebilir ve gelecekteki hastalık riskini azaltabilir.

Pek çok araştırma ile ortaya koyulmuştur ki, Akdeniz diyeti bir anti-inflamatuar diyet örneğidir. Büyük miktarlarda kalori açısından yoğun işlenmiş gıdalar, doymuş yağ ve ilave şeker içeren Standart Amerikan Diyeti (veya SAD diyeti) proinflamatuardır ve artmış kardiyovasküler hastalık ve ölüm riski ile ilişkilidir.

İki farklı randomize kontrollü çalışmada (benzer özelliklere sahip kişilerle yapılan çalışma), Akdeniz diyetinin romatoid artritli (RA) kişilerde eklem iltihabını azaltıp azaltmadığını incelemiştir. İlk çalışma, Akdeniz diyetini tüketen grubun, diyette 12 hafta sonra RA hastalığı aktivitesinde (azalmış eklem iltihabı) önemli bir iyileşme olduğunu bulmuştur.

Romatoid Artrit hastaları için 6 haftalık Akdeniz tipi bir diyeti test eden başka bir çalışma, Akdeniz diyeti yiyen grubun 6 ay sonra daha az ağrı ve sabah tutukluğu yaşadığını bulmuş ve bu da bu durumun uzun süreli bir fayda sağladığını düşündürmüştür.

Tabağınızın en az yarısını, tüm renk yelpazesinden bol miktarda nişastalı olmayan sebze ve meyvelerle kaplayın.

  • Sebze ve meyveler yüksek konsantrasyonlarda polifenoller (antioksidanlar), karotenoidler (antioksidanlar) ve lif içerir.
  • Besleyiciliği yüksek sebzelere örnekler: Hafif pişmiş koyu yapraklı yeşillikler (ıspanak, karalahana, lahana ve pazı), turpgillerden sebzeler (brokoli, lahana, brüksel lahanası, lahana ve karnabahar), havuç, pancar, soğan, bezelye, kabaklar, deniz sebzeleri ve yıkanmış çiğ salata yeşillikleri.
  • Besleyiciliği yüksek meyvelere örnekler: Ahududu, yaban mersini, çilek, şeftali, nektarin, portakal, pembe greyfurt, erik, nar, böğürtlen, kiraz, elma ve armut. Bunlar, daha yüksek glisemik yük taşıyan tropikal meyvelerden daha iyidir.


Yüksek glisemik indeksli (kan şekerini yükselten) gıdalar yerine düşük glisemik indeksli karbonhidratları; rafine tahıllar yerine tam tahılları seçin.

  • Yüksek glisemik karbonhidratlar yerine düşük glisemik karbonhidratlar yemek, vücudunuza enerji ve kan şekeri seviyelerinde daha küçük artışlar sağlar.
  • Kahverengi pirinç, basmati pirinci, yabani pirinç, arpa, kinoa ve çelik kesilmiş yulaf gibi tam tahılları (bozulmamış veya birkaç büyük parça halindeki tahıllar) yiyin.
  • Undan yapılan ürünlerdeki karbonhidratları sınırlayın.

Tekli doymamış ve/veya omega-3 çoklu doymamış yağ asitleri açısından zengin sağlıklı yağlar yiyin.

  • Yaygın olarak "omega-3'ler" olarak adlandırılan Omega-3 yağ asitleri, bir dizi anti-inflamatuar özelliğe sahiptir. İnsanlar vücutta omega-3 yağ asitleri üretemezler, bu nedenle diyetten gelmeleri gerekir. Yağlı balıklar (örneğin, sardalye, somon, ringa balığı ve siyah morina), tohumlar (kenevir, chia, keten tohumu yağı ve taze çekilmiş keten tohumu dahil) ve fındık (özellikle ceviz) önemli omega-3 yağ asitleri kaynaklarıdır.
  • Yemek pişirme, yemek hazırlama ve salata soslarında sızma zeytinyağı (tekli doymamış yağ asitleri ve polifenoller bakımından yüksek) kullanın.
  • Diğer sağlıklı yağ kaynakları arasında avokado, omega-3 ile zenginleştirilmiş yumurtalar ve tam soya gıdaları (tofu, tempeh, edamame) bulunur.


Bitki bazlı proteini seçin ve kırmızı eti sınırlayın.

  • Çoğunlukla vejetaryen bir diyet yiyen insanlar daha uzun yaşar ve vejetaryen diyetler, romatoid artrit gibi çeşitli inflamatuar durumlarda daha az semptomla ilişkilendirilmiştir.
  • Vejetaryen protein örnekleri arasında fasulye, baklagiller, fındık ve bütün soya gıdaları (tofu, tempeh, edamame) bulunur.
  • Balık aynı zamanda sağlıklı bir protein ve sağlıklı yağ kaynağıdır.

Yemeğinizi iltihap önleyici baharatlarla tatlandırın. 

  • Zerdeçal köksapı (anaç), anti-inflamatuar özelliklere sahip parlak sarı bir kimyasal olan kurkumin içerir.
  • Zencefil kökünün ise, anti-inflamatuar ve anti-oksidatif etkileri bulunmaktadır. Geleneksel olarak astım ve artrit dahil olmak üzere birçok kronik rahatsızlığın tedavisi için bitkisel bir takviye olarak kullanılmıştır.

Sınırlanması ve kaçınılması gereken yiyecekler

  • İçerik olarak hidrojene veya kısmen hidrojene yağlar (trans yağ) içeren yiyeceklerden kaçının.
  • İşlenmiş un, ilave şeker, yüksek fruktozlu mısır şurubu içeren yiyecekler ve yüksek fruktozlu meyve sularından kaçının.
  • Kırmızı etten kaçının veya en aza indirin. Tüm işlenmiş etlerden kaçının.
  • Mısır, aspir ve ayçiçek yağları gibi sağlıksız yağlardan kaçının.


D vitamini

Lupus ve diğer otoimmün hastalıkları olan birçok kişinin D vitamini seviyeleri düşüktür. Lupus tedavisinde kullanılan ilaçlar düşük D vitamini ve kemik sorunlarına neden olabilir, bu nedenle yüksek D vitamini içeren yiyecekler yemeye veya doktorunuz tarafından öneriliyorsa takviye almaya odaklanmanız için başka bir nedendir. D vitamini açısından doğal olarak zengin olan yiyecekler arasında somon (ve diğer birçok balık), yumurta ve mantar bulunur.

İşlenmiş gıdalardan kaçının

Anti-inflamatuar ve Akdeniz diyetleri, işlenmemiş tüm gıdaları yemeyi ve aşırı işlenmiş gıdalardan kaçınmayı önerir. Ama bu ne anlama geliyor? Bütün, işlenmemiş gıdalar, doğal hallerine mümkün olduğunca yakın gıdalardır. Tipik olarak bir gıda ne kadar çok işlenirse, o kadar az besleyicidir. Özellikle, aşırı işlenmiş gıdalar birden fazla olumsuz sağlık sonucuyla ilişkilendirilmiştir. Taze meyve ve sebzeler, fasulye, kabuklu yemişler ve deniz ürünleri, işlenmemiş bütün gıdalara örnektir. Minimum düzeyde işlenmiş gıdaları, uygun zaman, beceri ve ekipman sağlandığında kendi mutfağınızda yapabileceğiniz gıdalar olarak düşünün. Paketlenmiş yiyecekleri yemeyi seçerseniz, etikete bakın ve ilave şekerden kaçının.

Kolajen İçeren Besinler Nelerdir?

Kolajen İçeren Besinler Nelerdir?

Işıl ışıl canlı bir cilt, sağlıklı uzayan saçlar, kolay kırılmayan tırnaklar, esnek ve güçlü kaslar... Kulağa hoş geliyor değil mi? Ancak çoğu kişi özellikle yaşın ilerlemesiyle birlikte canlı bir cilde, parlayan saçlara sahip olmayı imkânsız olarak görüyor. Çünkü cilt zamanla incelip sarkıyor, saçlar cansızlaşıp dökülüyor, kaslar gücünü kaybedip zayıflayabiliyor.

Oysa vücudumuzda tüm bunları önleyen ve daha genç bir görüntüye sahip olmamızı sağlayan bir protein mevcut; kolajen.

Kolajenin görevi nedir?

Kolajen, vücudumuzdaki bağ dokuyu yeniler ve güçlendir. Doku, organ ve diğer yapılara sağlamlık, esneklik, direnç kazandırır. Özellikle cilt/deri, saç, tırnak, kas, kemik ve kıkırdak gibi dokularda bulunur. Bu nedenle kolajenin azalmasına bağlı olarak bu dokular olumsuz etkilenir.

Vücudumuzdaki kolajen miktarının azalmasının nedenleri nelerdir?

Zaman geçtikçe, özellikle 25’li yaşlardan sonra, vücudumuzdaki kolajen azalmaya başlar ve yaşlanma belirtileri ortaya çıkar. Aynı zamanda kötü beslenmek, sigara içmek, stres, menopoz, güneşe fazla maruz kalmak, toksinler ve çevre kirliliği gibi etkenler kolajen kaybını hızlandırır. Kolajen kaybını önlemek ve üretimini desteklemek için kolajen üretimine destek veren besinleri bilmemizde ve günlük beslenme rutinimize eklememizde fayda var.

Kolajen içeren besinler nelerdir?

Kolajen üretimini en fazla destekleyen besin, kemikli etlerdir. Kemiklerin içerisinde bulunan ilik kolajen üretimine fayda sağlayan aminoasitleri içerir. Bu nedenle ilikli kemik suyunu yemeklerinizde kullanabilirsiniz.
  • İlikli kemik suyu
  • Sığır eti
  • Tavuk eti
  • Hindi eti
  • Balık
  • Yumurta beyazı kolajen üretimini destekleyici aminoasitleri içerir.
Kırmızı renkli meyve ve sebzelerde içerdikleri güçlü antioksidanlar sayesinde kolajen üretimini destekler.
  • Ahududu
  • Böğürtlen
  • Yaban mersini
  • Kızılcık
  • Çilek
  • Kiraz
  • Elma
  • Pancar
  • Kırmızı kapya biber
  • Domates bu besinlere örnek gösterilebilir.
Sülfür/kükürt içeren besinler, kolajen üretimine yardımcı olmaktadır.
  • Brokoli
  • Lahana
  • Soğan
  • Sarımsak
  • Karnabahar
  • Pırasa
  • Brüksel lahanası bu besinlere örnek gösterilebilir.
Ayrıca, kolajenin üretilmesi ve daha iyi emilebilmesi için C vitaminine ihtiyaç vardır. Bu noktada C vitamini içeren meyve ve sebzeler fayda sağlayabilir. Özellikle;
  • Kapya biber
  • Maydanoz
  • Limon
  • Kivi
  • Portakal
  • Greyfurt
  • Mandalina zengin C vitamini kaynaklarıdır.

Her Soğuk Algınlığı Grip Midir?

Her Soğuk Algınlığı Grip Midir?

Yutkunma sırasında biraz boğazımız ağrımaya başlasa ve burnumuz aksa “aman grip oldum” diye etrafımıza adeta alarm veririz. Peki, her seferinde gerçekten de salgınlara neden olup yüzlerce insanın kaybına neden olan griple mi savaşıyoruz?

Soğuk Algınlığı Denilince!
  • Burun, boğaz, sinüsler ve üst hava yollarının enfeksiyonudur.
  • Havada asılı duran virüslerin solunması veya bu virüsleri taşıyan kişilerin kullanmış olduğu havlu, telefon gibi eşyaların ortak kullanılmasıyla bulaşır.
  • Altı yaşın altında olan çocuklar, sigara içenler, kronik hastalığı olanlar ve toplu ortamlarda bulunanlar daha fazla risk altındadır.
  • Virüsü taşıyanlar soğuk algınlığı bulguları başlamadan önce ve bulguları ortadan kalkana kadar bulaştırıcı olmaya devam ederler.
  • Hastalık sırasında bol su içmek, dinlenmek ve dengeli beslenmek gerekir.
Grip Denilince!
  • Soğuk algınlığına göre daha hızlı gelişir.
  • Bulguları soğuk algınlığına benzese de ateş 38-40 derecelere çıkabilir.
  • Kas ağrıları, terleme, aşırı yorgunluk, kuru öksürük ve bazen balgam olabilir.
  • Altmışbeş yaşın üzerinde olanlar, astım, böbrek ya da karaciğer hastalığı olanlar, şeker hastaları ve bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler gribe yakalandığında dikkatli olmalıdır.
  • Gribin ilerlemesi ile zatürre ve bronşit gelişebilir.
Nasıl tedavi olabilirim?

Soğuk algınlığı ve gribe virüsler neden olur. Antibiyotikler bakteriler üzerinde etkilidir, yani soğuk algınlığı ve gribe yol açan virüsler karşısında işe yaramazlar. Ancak virüs enfeksiyonunun üzerine bakteri bulaşması da olursa doktorunuz size antibiyotik verebilir.

Nasıl korunalım?

Öncelikle nezle olan kişi etrafındaki insanlara karşı duyarlı olmalı ve virüsleri etrafa bulaştırabileceğini bilmeli ve dikkatli davranmalı.

Virüsler en çok el ve solunum yoluyla vücuda girerler. Virüslerin vücuda giriş kapıları ağız, burun ve gözlerdir. Bu sebeple ellerini gün içerisinde sık sık yıkamalı, ağız, burun ve gözlerinle temas ettirmemelisin.

Çinko ve C vitamini gibi bazı vitamin ve mineraller bağışıklık sistemini güçlendirirler. Bu nedenle sağlıklı beslenmek hastalıklarla mücadelede önemlidir.

Çeşitli nedenlerden ötürü sağlıklı beslenemiyorsan vitamin ve mineral takviyesi alabilirsin.